Ocak 29, 2023

“Tevekkül Allah’adır zillete katlanılmaz!”

TBMM bütçe görüşmeleri Genel Kurul’da başladı. Hafta başında TBMM Başkanı başkanlığında, 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmek üzere toplandı. MHP adına Grup Başkan Vekili Levent Bülbül konuşma gerçekleştirdi.

“Tevekkül Allah’adır zillete katlanılmaz!”

TBMM bütçe görüşmeleri Genel Kurul’da başladı. Hafta başında TBMM Başkanı başkanlığında, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmek üzere toplandı. MHP adına Grup Başkan Vekili Levent Bülbül konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmanın tam menti şu şekilde;

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin tümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Konuşmamın başında gazi meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

Bütçe gelir ve gider tahminlerini gösteren bir cetvel olmakla birlikte, dayanağını Anayasamız ile 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunundan alan hukuki bir belgedir.

Yasama organı tarafından kabul edilen bütçe kanun teklifi; yürütme organına, millet adına harcama ve gelirleri toplama noktasında yetki ve izin vermektedir.

Bütçe kanun teklifinin yasama organı tarafından kabul edilmesiyle bütçe hakkı doğmaktadır.

Bütçe hakkı ile birlikte; yürütmenin gelir ve harcama faaliyetlerinin denetlenmesi sağlanmış olur.

Bütçe ile kaynakların etkin bir şekilde tahsisi, gelir dağılımında adaletin ve ekonomik istikrarın sağlanması amaçlanmaktadır.

Genel kurulda görüşülmeye başlanan 2023 yılı bütçesi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin 5. Bütçesi, Cumhuriyetimizin ise 100. Yılının bütçe teklifidir.

Bu vesileyle; Cumhuriyetimizin 100. Yılını idrak edeceğimiz 2023 yılının, Türkiye’nin kutlu hedeflerine ulaşacağı yıl olmasını diliyor, şimdiden Cumhuriyetimizin 100. Yıl dönümünü kutluyoruz.

Konuşmamın başında belirtmek isterim ki; Milliyetçi Hareket Partisi grubu olarak bütçe kanun teklifini olumlu buluyor ve destekliyoruz.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

24 Haziran 2018 seçimleriyle başlayan ve 9 Temmuz 2018 tarihinden itibaren uygulamaya geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk döneminde ülkemiz, ulusal ve küresel bazda birçok sınamadan geçmiştir.

2018 yazında ülkemize yönelik olarak başlayan ekonomik saldırılar bertaraf edildi derken, tüm dünyayı sarsan Kovid-19 küresel salgını ortaya çıkmıştır.

11 Mart 2020 tarihinde ülkemizde ilk Kovid vakası görülmüş ve pandemi yaklaşık 2 yıl boyunca tüm dünyayı etkilediği gibi ülkemizi de derinden etkilemiştir.

Ülkelerin sağlık sistemi başta olmak üzere dünyada birçok sektör salgın sürecinden büyük zararlar görmüş, sıkıntıya düşmüştür.

Ülkemiz; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin getirmiş olduğu hızlı karar alma ve uygulama imkanlarıyla, başta sağlık sistemi olmak üzere, ekonomik ve ticari alanda süreçten en az zararla çıkan ülkelerden biri olmuştur.

Salgın sürecinin gerçekleşen etkisini yitirmeye başlamasının ardından bu kez de salgının gecikmeli etkileri ortaya çıkmıştır.

Küresel ölçekte yaşanan talep ve üretimdeki azalma yerini talepte artışa bırakmış fakat üretim ve tedarik zincirleri, yaşanan şok etkisiyle sarsılarak talebi karşılayamaz hale gelmiştir.

Küresel ekonomide yaşanan bu sıkıntılar aşılmaya çalışılırken 2022 yılının ilk aylarında Rusya-Ukrayna savaşı patlak vermiştir.

Bölgemizi ve dünyayı etkileyen bu savaş, Rusya’ya karşı alınan yaptırım kararlarıyla çok daha sancılı bir hal almıştır.

Rusya ve Ukrayna’nın başlıca ihracatçısı olduğu; gıda, emtia ve enerji arzı ciddi anlamda kesintiye uğramış, dünya çapında doğalgaz başta olmak üzere, enerji ve gıda fiyatlarında rekor artışlar meydana gelmiştir.

ABD ve Avrupa ülkelerinde enflasyon artışı beklentilerin üzerinde gerçeklemiş, ülkeler 40 yılı aşkın zamandır yaşadıkları en yüksek enflasyon oranıyla karşılaşmışlardır. Ortaya çıkan ekonomik tablo bu ülkelerdeki yönetimleri sarsacak neticeler doğurmuştur.

Değerli Milletvekilleri;

Küresel enflasyonun; 2021’deki yüzde 4,7 seviyesinden 2022 sonunda yüzde 8,8’e yükseleceği, 2023’te ise yüzde 6,5’e gerileyeceği tahmin edilmektedir.

Dünyada emtia fiyatlarında görülen artışların yanı sıra gıda ve dayanıklı mal fiyat artışları nedeniyle, enflasyonda artışın meydana geldiği görülmektedir.

Dünyada yaşanan bu gelişmeler, ülkemizde de doğal olarak enflasyonun artışına olumsuz yönde etki etmiştir.

Bu doğrultuda, tüketici enflasyonu 2021 yılı içerisinde artış eğilimi sergilemiştir.

2022 yılında ise Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle artan enerji ve gıda fiyatları enflasyonun daha fazla oranda artmasına neden olmuştur.

2022 yılı sonunda Merkez Bankası tahminleri doğrultusunda, TÜFE yıllık artışının baz etkisinin yanı sıra, döviz kuru gelişmelerinin birikimli etkisindeki gerileme ve gıda fiyatlarında beklenen düzeltme etkisiyle enflasyonda düşüşün gerçekleşmesi beklenmektedir.

Enflasyonla mücadele kapsamında; para ve maliye politikalarının eş güdümlü olarak sürdürülmesi, arz ve talepteki dengesizliklere yol açan olumsuzlukların engellenmesi önem arz etmektedir.

Enflasyonist ortamda; özellikle, piyasada stokçuluk olarak bilinen faaliyetlerin önüne geçilmesi ve haksız fiyat artışlarının engellenmesi amacıyla ilgili bakanlıklarımız eliyle denetim faaliyetlerinin artırıldığını görmekteyiz.

Bu süreçte; piyasada hakim durumda bulunan ve bu hakim durumlarını kötüye kullanan yapıların üzerine kararlılıkla gidilmesi son derece önemlidir.

Haksız fiyat artışlarıyla vatandaşımızı ve devletimizi zor duruma sokmaya çalışan ahlaksızlar tespit edilip ifşa edilmeli ve hukuken hesap sorulmalıdır.

Ekonomik refah ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin sebebi olan enflasyonun, etkisinin azaltılması hususunda atılacak her türlü adımı destekleyeceğimizi, buradan bir defa daha tekrar etmek istiyoruz.

Değerli Milletvekilleri;

Bekamıza yönelik tehdit ve saldırılara karşı çetin bir mücadele içerisinde olduğumuz bu dönemde, Cumhur İttifakı olarak vatandaşımızın ekonomik ve sosyal ihtiyaç ve taleplerine cevap vermek için de azami gayret sarf etmekteyiz.

Bu cümleden olmak üzere;

❖ Asgari ücretten ve çalışanların asgari ücret tutarındaki gelirlerinden vergi alınmaması,

❖ Basit usulde vergilendirilen esnafımızdan vergi alınmaması,

❖ 3600 ek gösterge düzenlemesi,

❖ Gazilerin haklarında iyileştirmeler,

❖ Sağlık çalışanlarına yıpranma payı hakkı verilmesi ve yardımcı sağlık personelinin istihdamının yaygınlaştırılması,

❖ Kadına şiddet ve çocuk istismarının önlenmesi, kadına ve çocuğa karşı suçlarda cezaların ağırlaştırılması,

❖ Hayvanların korunması,

❖ Tohum, fide ve ilaç gibi girdilerin vergi yükünün düşürülmesi,

gibi partimizin de taahhütleri arasında yer alan birçok düzenleme;

  1. Yasama dönemi içerisinde Cumhur İttifakının oylarıyla gazi meclisimizde kabul edilmiştir.

Yine Milliyetçi Hareket Partisi olarak yakın zamanda hayata geçirilmesini beklediğimiz;

❖ Emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetinin giderilmesi,

❖ Kamuda kadro alamayan taşeron işçiler, 4/B’li, vekil, sözleşmeli, fahri ve geçici statüde çalışanların kadroya geçirilmesi,

❖ Emekli aylıklarındaki eşitsizliklerin giderilmesi,

❖ Şehit ailelerinin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi,

gibi düzenlemelerin de vatandaşlarımızı memnun edeceğine inanmakta ve bu doğrultuda yapılacak olan çalışmalara katkıda bulunmaya devam etmekteyiz.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

Dünyada görülen enflasyonist dalga, özellikle daraltıcı para ve maliye politikalarının hayata geçmesine neden olmuş, bu da ülkelerin ekonomilerini durgunluk riskiyle karşı karşıya getirmiştir.

OECD’nin 2022 Yılı Eylül Ayı Ekonomik Görünüm Raporu’na göre küresel büyümenin, 2022 yılında yüzde 3, 2023 yılında ise yüzde 2,2 olması beklenmektedir.

Küresel düzeydeki resesyon beklentilerine rağmen, ülkemiz 2021 yılında yüzde 11,4 oranında bir büyümeyle son elli yılın en yüksek büyümesini gerçekleştirmiştir.

2022 yılı üçüncü çeyreği itibariyle, yüzde 3,9 oranında büyüme kaydeden ülkemizin, 2022 yılı sonu itibariyle, yüzde 5 civarında büyümesi beklenmektedir.

Belirtmek gerekir ki; 2022 üçüncü çeyrek büyüme oranlarına göre G20 ülkeleri arasında Türkiye, Çin ile birlikte en hızlı büyüyen ülke olarak ilk sırada yerini almıştır.

Uluslararası birçok kuruluş tarafından, ülkemiz hakkındaki büyüme tahminleri yukarı yönlü revize edilmiş, örneğin; 2022 yılı için büyüme tahminleri Dünya Bankası tarafından yüzde 2.5’ten yüzde 4.7’ye, IMF tarafından ise yüzde 4’ten yüzde 5’e yükselmiştir.

Büyüme rakamlarından başka, ekonominin bir diğer önemli göstergelerinden olan istihdam alanında ülkemiz, OECD üyeleri arasında, salgın öncesi döneme göre istihdamını en fazla arttıran ülke olmayı başarmıştır.

Bununla birlikte işsizlik rakamlarındaki düşüş gözlerden kaçmamıştır.

Ülkemizin ihracatının bu yıl 250 milyar dolar seviyesine ulaşacak olması son derece önemlidir.

İthalat rakamlarında artış olduğu gözlense de bunun, küresel ölçekteki enerji ve emtia fiyatlarındaki artış eğiliminden kaynaklandığı görülmektedir.

Türkiye her geçen yıl ihracat hacmini artırmaktayken, ithalat hacmini istikrarlı bir şekilde azaltmaktadır.

Milli Teknoloji Hamlesi’yle yerli ve millî üretimin artırılması hususunda önemli çalışmalar yapılmış; her türlü ambargo ve engellemelere rağmen savunma sanayiinde büyük atılımlar gerçekleştirilmiş, bu alanda yerlilik ve millîlik oranı yüzde 80’ler seviyesine yaklaşmıştır.

Türkiye’nin küresel güç vizyonu doğrultusunda inşa edilen, Türk savunma ürünleri dünya çapında büyük ilgi görmekte ve bu ürünler yaklaşık 170 ülkeye ihraç edilmektedir.

Dünyada savunma bütçelerinin arttığı, savaş tamtamlarının çalındığı bir dönemde, savunma alanında ülkemizin kapasitesinin güçlenmesi büyük önem arz etmektedir.

Bu kapsamda; savunma sanayiimizin daha iyi yerlere gelmesi için yapılacak olan çalışmaları desteklemeye devam edeceğiz.

Değerli Milletvekilleri;

Bu yıl kutladığımız Cumhuriyet bayramında milletimizin heyecanla beklediği bir gelişme yaşanmıştır.

Çağın gerektirdiği teknolojik imkanlarla donatılmış, rekabet gücü oldukça yüksek olan yerli otomobilimiz TOGG, cumhuriyetimizin 99. yıl dönümünü kutladığımız gün Bursa Gemlik’te bulunan fabrikada banttan indirilmiştir.

2023 yılında TOGG aracını milletimizin kullanabilecek olmasının yanı sıra, üretim tam kapasiteye ulaşıldığında, her yıl 175 bin aracın üretileceği, 4 bin 500 kişiye doğrudan, 20 bin kişiye ise dolaylı iş imkanı doğacağı ifade edilmektedir.

Bu durum dış ticaret açığımızı azaltacağı gibi ülkemiz istihdamına büyük katkı sağlayacaktır.

Yine imalat sanayiinde yerli ara malı kullanımının arttırılması, yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli ürünlerin üretim ve ihracatının teşvik edilmesi bu süreçte ekonomimize büyük güç katacaktır.

Yüksek faizin; üretim, yatırım, istihdam ve büyümeye dayalı ekonominin dostu olmayacağını düşünmekteyiz.

Yatırımların ve istihdamın artması için özellikle arz cephesinde bir rahatlama meydana gelebilmesi için uygulanan politikada, faizlerin düşük seviyede olması oldukça önemlidir.

Faiz ve kur sarmalına hizmet eden lobilere fırsat vermeden, ülkemizin üreterek büyümesi hususunda yatırımcılarımız devletimize güvenmeli ve yapılacak olan yatırım girişimleri de devletimizce desteklenmelidir.

Jeopolitik konumu ve diğer avantajlarıyla, ulaşım, lojistik ve tedarik üssü olma yolunda hızla ilerleyen ülkemizin ekonomik olarak dünyada hızla güçleneceğine inanmaktayız.

Yatırım, üretim, ihracat ve istihdamı arttırmaya dayalı ekonomi modeliyle; cari fazla verme hedefli, büyüme esasına dayanan programla, ülkemizin yakın ve orta vadede dünya ekonomisinden pozitif yönde ayrışmaya devam edeceği kanaatindeyiz.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

9 Temmuz 2018 tarihi itibariyle uygulamaya koyulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi aziz milletimizin takdir ve teveccühüyle kabul edilmiştir.

Güçlü devlet, güçlü yönetim, demokratik istikrar gayeleri, yeni sistemin ana omurgasını oluşturmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile; yasama, yürütme ve yargı arasında, sağlam bir denge ve denetim mekanizmasının tesis edilmesi sonucu, Türkiye Büyük Millet Meclisi daha etkin ve güçlü bir yapıya kavuşmuştur.

Dünyada ve özellikle Avrupa’da; birçok ülkede hükümetlerin aylarca kurulamadığına şahit olduğumuz bir süreçte, ülkemizde uygulanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sayesinde hızlı ve etkin karar alma imkanlarıyla yönetimde bir zaafiyetin oluşmasına fırsat verilmemiştir.

Ülkemizin parlamenter sistemde yaşanan hükümet kurma tartışmalarında olduğu gibi, yeniden bir siyasi belirsizliğin içine girmesi ve istikrarsız bir sürece evrilmesi söz konusu olmamıştır, Allah’ın izniyle de olmayacaktır.

Türkiye’nin lider ülke olma hedefine yürüme azmine ket vuracak veya zaman kaybettirecek hiçbir köhne girişime milletimiz tarafından rağbet edilmeyecektir.

Dünya siyasetinde öngörülemeyen ve çetrefil değişimlerin anlık yaşandığı bir dönemde; ülkemizin, ne idüğü belirsiz, krizleri davet eden sistem vaatleriyle kaybedecek bir dakikası dahi bulunmamaktadır.

Siyasi belirsizlik ve tıkanıklık süreçlerinden bu ülke çok çekmiştir.

Değerli Millletvekilleri;

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşik hale gelmesi gerektiğini her fırsatta dile getirmekteyiz.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak; Cumhuriyetimizin 100. Yılında, yeni bir toplum sözleşmesini, çağın gereklerini de gözeterek milletimize kazandırmanın tarihi, ahlaki ve milli bir sorumluluk olduğuna inanmaktayız.

Bu doğrultuda; Cumhuriyetimizin 100. Yılında 100 maddelik Anayasa önerisi taslağımız 4 Mayıs 2021 tarihinde kamuoyuyla paylaşılmıştır.

Anayasa öneri taslağımızda; millet ve devlet hayatında önem atfedilecek birçok konuya dair yeni önerilerimiz bulunmaktadır.

Önümüzdeki süreçte özellikle yeni anayasa çalışmaları kapsamında Milliyetçi Hareket Partisi ve cumhur ittifakı olarak, ortak bir mutabakatın oluşması ve Türkiye’de bu uzlaşı ve istişare zemininin yerleşip, gelişmesine katkıda bulunmaya devam edeceğimizi tekraren ifade ediyoruz.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

12 Kasım 2021’de İstanbul’da toplanan “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi” almış olduğu kararla, bundan böyle “Türk Devletleri Teşkilatı” adıyla faaliyetlerine devam edeceğini tüm dünyaya ilan etmiştir.

Türk Devletleri Teşkilatının teşekkül etmesi, bütün dünyada yankı uyandıran bir gelişme olmuştur.

İlk aşamada Türk Devletleri Teşkilatı tarafından bir vizyon belgesi oluşturulmuştur.

Türk dünyası 2040 Vizyonu Belgesi, Türk devletlerine ortak çıkarlarının bulunduğu alanlarda işbirliğine yönelik, stratejik bir belge olarak kabul edilmiştir.

Türk Devletleri Teşkilatının 11 Kasım 2022 tarihinde Özbekistan’ın tarihi şehri Semerkant’ta düzenlenen “Türk Medeniyeti için Yeni Dönem: Ortak Kalkınma ve Refaha Doğru” temalı 9. Zirvesinde, KKTC’nin, Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak katılması kararı alınmıştır.

Türk Dünyasının ayrılmaz bir parçası olan KKTC’nin, Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak katılması, Kıbrıs Türklüğünün uluslararası alanda hak ve menfaatlerinin korunması adına son derece önemli bir gelişme olmuştur.

Yine; Türk Devletleri Teşkilatı’nın 9. Zirvesinde 2023 yılı, “Türk Medeniyetinin Yükseliş Yılı” olarak kabul edilmiştir.

Türk devletleri arasında siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin gelişmesi ve kökleşmesi adına önemli faaliyetler gerçekleştirilmiştir.

20 Aralık 2021’de Türk Devletleri Teşkilatının ilk uzay işbirliği toplantısı Bakü’de gerçekleştirilmiş, 14 Mayıs 2022’de ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ev sahipliğinde yayıncılık alanında işbirliği olanakları görüşülmüştür.

“Dilde, işte ve fikirde birlik” anlayışıyla; 26-27 Eylül 2022 tarihinde Bursa’da, Türk Dünyası Ortak Alfabe Çalıştayı düzenlenmiş ve Ortak Alfabe Komisyonu kurulması kararlaştırılmıştır.

Türk dünyası 2040 Vizyonu Belgesi kapsamında, yakın gelecekte ortak para biriminin kullanılması, ticari ilişkilerin geliştirilmesi, iktisadi, kültürel ve siyasi birlikteliğin ilerlemesi ile kurumlar arası koordinasyonun artırılması gibi adımların atılması beklenmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak; Türk Devletleri Teşkilatının yapmış olduğu bu çalışmaları heyecanla takip ediyor, en kalbi duygularla desteklerimizi bir kez daha dile getiriyoruz.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

Dünya devletlerinin iletişim kanallarının açık kalması ve diplomasinin önemini kavrama gayesiyle, 11-13 Mart tarihlerinde bu yıl ikincisi düzenlenen, Antalya Diplomasi Forumuna geçtiğimiz yıla göre katılımcı sayısında artış yaşanmış ve bu durum ülkemizin diplomatik merkez olma yolundaki başarılı çalışmalarını teyit etmiştir.

Bu yıl ikincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumuna, 75 ayrı ülkeden 17 devlet ve hükûmet başkanı, 80 bakan, 39 uluslararası teşkilat temsilcisi katılmış ve 200 civarında görüşme gerçekleştirilmiştir.

Ukrayna ve Rusya arasında başlayan çatışmaların hemen akabinde, ülkemiz ev sahipliğinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumunda, Rusya ve Ukrayna Dışişleri Bakanları ilk kez bir araya gelmiştir.

Ülkemizin kolaylaştırıcı diplomatik çabaları neticesinde yapılan bu görüşme, dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştır.

Bölgemizi ve dünyayı etkileyen Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesi noktasında samimi gayretleri olan devletimiz, tarafların çağrısı üzerine kolaylaştırıcı adımlar atmaya devam etmiş ve 29 Mart 2022’de İstanbul’da Rus ve Ukrayna heyetlerine ev sahipliği yapmıştır.

Son derece müstesna çabalarla barış ve huzurun teminini arzulayan ülkemize, gerçek manada dünyada destek olan hiçbir devlet olmamıştır.

Ümit vadeden bu görüşme süreci de ne yazık ki; savaşın devamından yana olan 3. ülkeler tarafından sabote edilmiştir.

Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle enerji, gıda ve tedarik zincirinde meydana gelen aksaklıklar tüm dünyayı etkilemiş, özellikle tahıl ürünlerinde, dünyanın en büyük üreticilerinden olan Rusya ve Ukrayna’nın, savaş nedeniyle tahıl satışı yapamayacak hale gelmesi, dünyada büyük paniğe neden olmuştur.

Bu sıkıntıların giderilmesi amacıyla; Türkiye’nin öncülüğünde, 22 Temmuz 2022’de, İstanbul’da Rusya ve Ukrayna arasında imzalanan tahıl koridoru anlaşmasıyla, önemli bir gıda krizinin önüne geçilmiştir.

30 Ekim 2022 tarihinde Rusya’nın anlaşmayı askıya aldığını açıklamasıyla başlayan endişe ortamı, 2 Kasım 2022’de yine Türkiye’nin etkin ve sonuç alan Liderler diplomasisi sayesinde bertaraf edilmiş ve tahıl sevkiyatı devam etmiştir.

Tahıl yüklü ilk geminin 1 Ağustos’ta Odessa Limanı’ından hareket etmesinin ardından şimdiye kadar, içerisinde buğday, mısır, ayçiçek yağı gibi ürünlerin olduğu 524 gemi ile 13 milyon tonu aşkın tahıl ürünü dünya pazarına ulaşmıştır.

Yine, devletimizin girişimleriyle Rusya ve Ukrayna arasında 200 savaş esirinin mübadelesi gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’nin bu etkin ve başarılı diplomatik girişimleri, dünya kamuoyunda büyük bir takdir toplamış, başta BM olmak üzere birçok devlet tarafından minnet ve şükran ifadeleriyle karşılık bulmuştur.

Çift başlı Selçuklu kartalı gibi doğudan batıya her coğrafyada diplomatik etkinliğini ve saygınlığını artıran devletimiz; Güney Kafkasya’da barış ve refah için etkili çalışmalar ortaya koymakta, Balkanlarda barış ve huzurun bozulmaması adına çok boyutlu ve kapsayıcı bir diplomasi faaliyeti yürütmektedir.

Yine Yunanistan’ın bölgede barışı tehdit eden mütecaviz ve maksimalist politikalarına karşı soğukkanlı ve kararlı bir şekilde mukabele etmektedir.

Diplomaside oldukça etkin ve itibarlı olan devletimizin etik değerlere saygılı, insanı merkeze alan, dengeli ve milli çıkarlarımızı gözeten dış politika anlayışını memnuniyetle karşılıyor, açık bir şekilde destekliyoruz.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

FETÖ, PKK/YPG, DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı aynı anda mücadele eden devletimiz, terörle mücadelede büyük başarılar elde etmiştir.

Bu kapsamda Milli Savunma Bakanlığı tarafından kasım ayında yapılan açıklamada;

– 24 Temmuz 2015’ten bugüne kadar Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil toplam 36.717 teröristin etkisiz hale getirildiği,

– Bu yılın başından itibaren ise 3.448 teröristin etkisiz hâle getirildiği belirtilmiştir.

Yine İçişleri bakanlığımız tarafından yurt içindeki PKKlı terörist sayısının 120’nin altına indiği açıklanmış, bu yıl içinde sadece 45 kişinin terör örgütü PKK’nın ağına düştüğü ifade edilmiştir.

Katılımın sıfıra yakın olması terör örgütü PKK’nın yurt içinde bitme noktasına geldiğini göstermektedir.

Yine, terörle mücadelede 2016’dan bu yana 50 binin üzerinde aileyle görüşülerek ikna yoluyla 2.207 teröristin teslim olduğu belirtilmiştir.

Teslim olan terörist sayısına bakıldığında, Türkiye’nin terörle mücadelede ne kadar büyük bir dikkat ve hassasiyet içerisinde hareket ettiği görülecektir.

Uyuşturucu ile mücadele kapsamında; 2022 kasım ayı itibariyle 200 bini aşkın operasyon düzenlenmiş, 255 bin civarında gözaltı yapılmış ve 23 bini aşkın kişi adalete teslim edilerek tutuklanmıştır.

2022 yılı Dünya Uyuşturucu Raporunda yer alan verilere göre, dünya genelinde yakalanan eroinin yüzde 12’si ülkemiz kolluk birimlerince ele geçirilmiştir.

Bunun yanı sıra, İçişleri bakanlığımız tarafından; “Gençlik Eğitim Projesi, Narkotim, Narkolog, Narkotır, Erken Uyarı Sistemi” gibi birçok proje hayata geçirilerek uyuşturucuya karşı savaş açılmıştır.

Özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra, fetöcü hainlerin devlet kurumlarımızdan temizlenmesiyle, güvenlik bürokrasisi güçlenmiş, kurumlarımızın uyumlu ve koordineli çalışmalarıyla terörle mücadelede önemli başarılar elde edilmiştir.

Terör örgütleriyle yapılan mücadelede; özellikle MİT’in koordinasyonuyla, 2015’den itibaren yurt içi ve sınır ötesinde yapılan nokta operasyonlarla, sayıları 500’ü bulan sözde örgüt yöneticisi terörist etkisiz hale getirilmiştir.

Yurtiçi ve yurt dışında terör, uyuşturucu gibi birçok alanda yürütülen başarılı operasyonlara imza atan devletimize karşı köşeye sıkışan terör örgütleri ve arkalarındaki odakların kara propaganda faaliyetlerine hız verdiği görülmektedir.

Ne yazık ki; içeride muhalif olmak adına bu kara propaganda faaliyetlerine alet olanlar, yalan haberleri yayanlar, milletimize kötülük etmekte, terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürmektedirler.

Son günlerde; şanlı ordumuza atılan kimyasal silah iftirasıyla beraber Türkiye’nin narko devlet olarak yaftalanmaya çalışılması, bu aşağılık ve alçak faaliyetlere örnek olarak gösterilebilecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak; devletimize karşı yürütülen bu kirli ve kara propanga faaliyetlerini şiddetle lanetlediğimizi bir kere daha ifade ediyoruz.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51’inci maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkı ile TBMM’de kabul edilen Irak ve Suriye tezkereleri gereğince;

Terörü kaynağında yok etme, milli güvenliğimize yönelen tehdit ve tehlikeleri ortadan kaldırma, düzensiz göçü engelleme ve sınırlarımızda bir terör koridorunun önüne geçilmesi maksadıyla Irak ve Suriye’nin kuzeyine yapılan harekatlarla 4.500’ü aşkın DEAŞ’lı olmak üzere yaklaşık 37.000 terörist etkisiz hale getirilmiştir.

Terör koridorunun oluşumuna engel olunmuş, ülkemize yönelik yeni göç dalgalarının oluşumu engellenmiştir.

Yine devletimiz tarafından, bölgede yaşayan insanlara gıda, eğitim ve sağlık alanında hizmetler verilmiş, Türk ordusunun varlığı bölgeye huzur ve sükun getirmiştir.

Bu gelişmelerin ardından; ülkemizden yaklaşık 1 milyondan fazla Suriyeli, gönüllü ve güvenli bir şekilde topraklarına dönmüştür.

Her defasında ifade ettiğimiz gibi, Türkiye olarak nüfus istiklalimizi korumak mecburiyetindeyiz.

Ülkemizin göçmen kampı haline gelmesini, demografimizin bozulmasını kabul etmemiz söz konusu olamaz.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu doğrultuda, ülkemizde geçici barınma statüsünde bulunan Suriyelilerin ülkelerine sağ salim, güvenli ve gönüllü bir şekilde dönmeleri gerektiğini tekraren belirtiyoruz.

Demografik geleceğimizin teminat altına alınması yönünde atılan her türlü adımın destekçisi olduğumuzu da ifade ediyoruz.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

Enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılması yönünde atılan tüm adımları desteklemekteyiz.

Özellikle Akdeniz ve Karadeniz’de bugün sayıları 6’ya çıkan 4 sondaj ve 2 sismik araştırma gemisiyle yürütülen enerji arama faaliyetlerini son derece önemli buluyoruz.

Türkiye’nin Kuzey Sakarya Gaz Sahası’nda yer alan Amasra-1 kuyusundaki 135 milyar metreküplük yeni gaz keşfiyle Karadeniz’deki toplam rezervin 540 milyar metreküpe yükseldiği ve yapılan bilimsel değerlendirmelere göre bu gazın ülkemize 12 yıl yetecek bir miktarda ve günümüz itibariyle piyasa değerinin yaklaşık 700 milyar dolar olduğu belirtilmiştir.

Cari açığın meydana gelmesinde en önemli sebeplerden olan, enerji ithalinin, bulunan bu rezervlerin üretime geçmesiyle düşeceği öngörülmekte olup, enerji alanındaki bu keşifler ekonomimize büyük katkı sağlayacaktır.

2023 yılının mart ayından itibaren, vatandaşlarımızın kullanımına sunulması beklenen Karadeniz gazının ülkemizin dışa bağımlığının azalmasını sağlayacağı kanaatindeyiz.

Akdeniz’de yapılan keşif faaliyetleri sonucunda da Karadeniz’deki gibi yeni müjdelerin verileceğine inanıyoruz.

2019 yılında Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşmasının üzerine, geçtiğimiz ay oldukça stratejik ve önemli olduğunu düşündüğümüz hidrokarbon anlaşmaları imzalanmıştır.

Bu anlaşmalar; diplomatik açıdan son derece başarılı anlaşmalardır.

Libya ile yapılan hidrokarbon anlaşması neticesinde; Akdeniz’de özellikle Libya ve Türkiye’yi saf dışı bırakmak isteyen bazı ülkelerin hayalleri boşa çıkmış ve her iki ülkenin de egemenlik hakları teminat altına alınmıştır.

Bu anlaşmayla; ülkemiz hem Libya’nın münhasır ekonomik bölgesinde hem de ana karasında hidrokarbon arama yetkisini haiz olmuştur.

Öte yandan; Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali yatırım projesi olan, elektrik ihtiyacımızın %10’unu karşılayacağı ifade edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde çalışmalar devam etmekte ve 2023 yılında faaliyete geçmesi beklenmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak; milli enerji stratejisi doğrultusunda 85 milyon vatandaşımızın ve gelecek nesillerimizin hak ve menfaatleri için atılan adımların hayati önemde olduğunu biliyor ve bu adımları destekliyoruz.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur ittifakı olarak; Türkiye’nin lider ülke olma idealine kararlı bir şekilde yürümesi, devletimizin güçlü, milletimizin de mutlu olması için var gücümüzle çalışmaya devam etmekteyiz.

Bu süreçte; ihtiyaç duyduğumuz en kritik güç kaynağının, milli politikalar ekseninde kenetlenmiş bir millet ve millet iradesini temsil eden Millet Meclisi olduğuna inanmaktayız.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Büyük Nutkunda bu hususa şöyle işaret etmektedir;

“Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği bir cephedir. Görünürdeki cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silâhlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, yenilebilir.

Fakat bu durum hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti esir ettiren iç cephenin çöküşüdür. Bu gerçeği bizden çok daha iyi bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarı da sağlamışlardır.

Meclis’in zihniyeti, çalışmaları ve durumu düşmana ümit verici olmadıkça iç ve dış cephelerimizin yerinden oynamasına imkân ve ihtimal yoktur. Meclis’te bir veya birkaç üyenin karamsarlık telkin eden sözlerinden bile aleyhimizde yararlanma çareleri aranmakta olduğuna şüphe edilmemelidir. Dışişleri Bakanlığı’nın dosyaları bununla ilgili belgelerle doludur.

Kesinlikle arz ederim ki, istemeyerek de olsa, düşmanlara ümit verecek en ufak belirtilerden kaçınılmadıkça, millî dâvânın sonuçlanması gecikir.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz bir şekilde ifade etmiş olduğu ahval bugün de caridir ve aynı şekilde tezahür etmektedir.

Bizlere düşen vazife; yeise kapılmadan, iç cepheyi güçlendirmek ve genişletmek olacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur ittifakı olarak; milli politikaların icrası hususunda merhum şairimiz Arif Nihat Asya’nın dizelerinde geçen;

“Tevekkül Allah’adır zillete katlanılmaz!”

düsturuyla hareket ederek, istiklalimizi hiçbir şeye değişmeden, ülkemizi her alanda şaha kaldırıp, Cenab-ı Allah’ın izniyle 21. YY’a Türkiye mührünü vuracağız!

Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin 100. Yılı bütçe kanun teklifini, Milliyetçi Hareket Partisi olarak desteklediğimizi ifade ediyor, gazi meclisimizi saygılarımla selamlıyorum.