Şubat 8, 2023

21.Yüzyıl Türk ve Türkiye Yüzyılı olacaktır!

TBMM bütçe görüşmeleri Genel Kurul’da başladı. Hafta başında TBMM Başkanı başkanlığında, 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmek üzere toplandı. MHP adına Grup Başkan Vekili Erkan Akçay konuşma gerçekleştirdi. MHP’li Akçay, 121.Yüzyıl Türk ve Türkiye Yüzyılı olacaktır!” ifadelerini kullandı.

21.Yüzyıl Türk ve Türkiye Yüzyılı olacaktır!

TBMM bütçe görüşmeleri Genel Kurul’da başladı. Hafta başında TBMM Başkanı başkanlığında, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmek üzere toplandı. MHP adına Grup Başkan Vekili Erkan Akçay konuşma gerçekleştirdi. MHP’li Akçay, 121.Yüzyıl Türk ve Türkiye Yüzyılı olacaktır!1 ifadelerini kullandı.

Konuşmanın tam metni şu şekilde;

“Sayın Başkan,

Muhterem Milletvekilleri,

2023 Yılı Bütçe Kanun Teklifi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun düşünce ve kanaatlerini paylaşmak üzere huzurunuzdayım.

Genel Kurulu ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken aziz vatanımızı bizlere emanet eden atalarımızı, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, vatan uğruna toprağa düşen kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Cumhuriyetimizin 100.yılının bütçesi olarak özel bir anlam ifade eden bu bütçe görüşmelerini, sabırla ve dikkatle takip ederek objektif değerlendirmelerle düşüncelerimizi paylaşacağız.

Bütçeyi; dünya ve ülke gündemi ile birlikte akıl ve vicdan terazisinde, milli tarih şuuruyla, “dün-bugün-yarın” perspektifiyle ele alacağız.

Muhterem Milletvekilleri,

Dünya; salgınların, savaşların ve ekonomik buhranların neden olduğu küresel krizlerle boğuşmaktadır.

Derinleşen krizler, Asya’dan Avrupa’ya, Amerika’dan Afrika’ya pek çok ülke yönetiminde istikrarsızlıklara yol açmıştır.

Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkede hükümet krizleri çıkmakta, siyasi çalkantılar yaşanmaktadır.

İngiltere’de neredeyse iki haftada bir başbakan değişirken, Hollanda, Almanya, Belçika, Bulgaristan ve Çekya’da Parlamenter Sistemden kaynaklanan krizler yaşanmaktadır.

Birçok ülkede, hükümetlerin görev süreleri, kendi ifadeleriyle, marul ve kabağın bozulma süresinden daha kısa sürmüştür.

Türkiye; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yönetimde sağladığı istikrar ile adeta bir çınar gibi kök salmakta, özgün bir model olarak tüm dünyaya örnek olmaktadır.

Fakat bugünlere gelmek kolay olmadı.

Siyasi ve demokrasi tarihimiz darbelerle, muhtıralarla, vesayet girişimleriyle kesintiye uğramıştı.

Sistemden kaynaklanan sorunlar nedeniyle çok sayıda hükümet krizleri çıkmış, istikrarsız hükümetlerin deneme-yanılma yöntemiyle ülke meseleleri adeta yap-boz tahtasına çevrilmişti.

Memleketin temel meseleleri ortada kalmıştı.

Sadece bir örnek vermek istiyorum:

Öyle ki, Aralık 1998’de bir türlü hükümet kurulamıyor, koalisyon kurma girişimleri sonuçsuz kalıyordu.

En sonunda Cumhurbaşkanı, mecliste bağımsız bir milletvekiline (Muğla Bağımsız Milletvekili Yalım EREZ) 56.hükümeti kurma görevi vermek zorunda kalmıştı.

Bu bağımsız milletvekili, 14 gün sonra hükümet kurma görevini iade etmiş, 1 ay içerisinde hükümet kurma çabaları ikinci defa başarısız olmuştu.

Ülkemizde, çok partili seçimlerin ilk kez yapıldığı 1946’dan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yürürlüğe girdiği 9 Temmuz 2018’e kadar 51 hükümet görev yapmıştır.

Bu 72 yıl boyunca 17 koalisyon hükümeti, 6 azınlık hükümeti, 3 darbe hükümeti ve 2 de geçici hükümet kurulmuştur.

Hükümetlerin ortalama görev süresi 1 yıl 3 aya tekabül etmektedir.

Türkiye’nin temel problemi bir türlü siyasi istikrarın temin edilememesiydi.

Bu tablodan çıkan en önemli sonuç şudur:

Türkiye; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle istikrarını sağlamıştır. Bu çok önemli bir kazanımdır.

 4 yılı başarıyla geride bırakan bu sistemle ülkemiz kaybolan yıllarını telafi etmektedir.

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle prangalarından kurtulmuş, atılımlarımıza engel olan kronik sorunlara neşter vurulmuştur.

Eski Parlamenter sisteme dönme arzusu; siyasi bir körlük, müzmin bir ufuksuzluk, geçmiş deneyimlerden ders almayan bir akılsızlıktır.

Bu sisteme “ucube” diyenler, eski sistemin kısır tartışmalarını yeni sistem üzerinden yürüten ucube bir tutum takınmaktadırlar.

Görmüyor musunuz? Bugün; Gazi Meclisimiz yeni sistemle sağlanan istikrar sayesinde, ilk defa 6.yasama döneminde çalışmalarını sürdürüyor.

Yönetimde sağlanan istikrar ile; ekonomik alt yapıda, diplomaside, teknolojide, terörle mücadelede, milli haklarımızın korunmasında, sağlıkta, sporda ve her alanda kazanılan başarılar perçinleniyor.

Uzun yıllar hükümet krizleriyle, emperyalist müdahalelerle, darbelerle, vesayetle, istikrarsız yönetimlerle sekteye uğrayan atılım hamlelerimize sahip çıkılıyor.

Sayın Milletvekilleri,

Dünya bugün, tıpkı 100 sene önceki gibi yeni bir denge arayışının sancıları içindedir.

Türkiye, dün olduğu gibi bugün de beka ve egemenlik mücadelesi vermektedir.

Kovid 19 Salgını, sınır çatışmaları, iç savaşlar, terör saldırıları ve göç dalgası küresel istikrarsızlığı derinleştirmiştir.

Rusya-Ukrayna Savaşı; küresel enerji ve gıda kriziyle adeta mutasyona uğramıştır.

Peki, dünyanın siyasi, iktisadi ve toplumsal kaosa sürüklendiği bu kritik süreçte Türkiye neler yapmaktadır?

-Sınırlarımızın içinde ve dışında Irak ve Suriye’nin kuzeyinde “ara-bul- yok et” parolasıyla bütün terör örgütleriyle etkili bir mücadele verilmektedir.

-Türkiye’nin öncülüğünde İsveç ve Finlandiya’yla imzalanan Üçlü Muhtıra’yla Pkk-Pyd-Ypg-Fetö terör örgütlerinin küresel bir tehdit ve terör örgütleriyle mücadelenin uluslararası bir sorumluluk olduğu kabul ettirildi.

-Doğu Akdeniz’de, Adalar Denizi’nde, Mavi Vatan’da meşru haklarımızı hedef alan kirli senaryolar bertaraf edildi.

-Libya’yla imzalanan antlaşmalarla Türkiye’yi kara sınırlarına hapsetmeye çalışanlara gereken cevap verildi.

– Kıbrıs’ta 46 yıldır kapalı olan Maraş açıldı.

-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye kabul edilerek tüm dünyaya açık bir mesaj verildi.

– Karabağ, Ermenistan işgalinden kurtarıldı.

Bir yandan meşru haklarımıza göz dikenlere hadlerini bildirirken diğer yandan “Yurtta barış dünyada barış” parolasıyla Türkiye, diplomasinin cazibe merkezi haline geldi.

-Salgın sürecinde bazı ülkeler yardım gemilerine el koyarak korsanlık yaparken, Türkiye, 161 ülkeye ve 12 uluslararası kuruluşa tıbbi yardım malzemesi gönderdi.

-12 Kasım 2021’de Türk Devletleri Teşkilatı kuruldu. Türk Devletleri, “Dilde, fikirde, işte birlik” parolasıyla siyasi, kültürel ve ekonomik ilişkilerini üst seviyelere taşıdı.

-11 Mart 2022’de 17 Devlet ve hükümet Başkanı, 80 Bakan, 39 Uluslararası Kuruluş temsilcisi ve 75 ülkeden gelen katılımcılarla İkinci Antalya Diplomasi Forumu düzenlendi.

– ABD ve Batılı ülkeler kaos yaratmaya çalışırken, Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın kalıcı ateşkesle sonuçlanması için somut adımlar attı.

-Rusya ve Ukrayna, Türkiye’nin öncülüğünde Antalya ve İstanbul’da düzenlenen zirvelerde bir araya getirildi.

–  22 Temmuz ve 2 Kasım’da İstanbul’da; Birleşmiş Milletler, Rusya ve Ukrayna arasında imzalanan tahıl koridoru anlaşmalarıyla gıda krizlerinin önüne geçildi.

– Batılı ülkeler ırkçı ve sömürgeci bir tutum alırken; Türkiye Afrika’da, Orta Doğu’da, Güney Amerika’da, Asya’da barışçı ve insani ilişkiler kurmuş, milyarlarca insanı bekleyen açlık tehlikesinin önüne geçmiştir.

– İnsani yardımlar, esir değişimi ve savaştan kaçan sivillerin kabul edilmesinde insanı merkeze bir anlayış ortaya konuldu.

Türkiye milli çıkarları ve hedefleri doğrultusunda, güçlü bir şekilde, kendi çizdiği yolda ilerlemeye devam etmektedir.

Çok yönlü, aktif ve dinamik politikalarıyla inisiyatif alan Türkiye, başka ülkelerin gündemine mahkum değildir.

Türkiye artık kendi gündemine hakim bir ülkedir.

Değerli Milletvekilleri,

Türkiye, yerli ve milli kalkınma hamleleriyle yüksek teknolojinin ve savunma sanayinin gelecek vizyonunu şekillendirmektedir.

Bugün, 170’ten fazla ülkeye savunma sanayi ürünleri ihraç eden bir ülkeyiz.

Havada;

Ø Bayraktar, Anka, Aksungur, Akıncı, Kargu, Karayel insansız hava araçlarımız,

Ø  İnsansız savaş uçağımız Kızılelma,

Ø Kısa menzilli balistik füzemiz Tayfun,

Ø Atak ve Gökbey Helikopterlerimiz,

Ø Bora, Kasırga, Toros, Atmaca füzeleri,

  • Karada;

Ø Boğaç, Barkan, Kaplan, Demirhan, Alpan, Ertuğrul ve diğer insansız kara araçlarımız;

Ø Altay, Vuran, Poyraz, Akıncı, Tulpar tank ve zırhlı araçlarımız,

Ø Milli piyade tüfekleri ve fırtına obüsleri…

  • Denizlerde;

Ø Ulak, Sancar, Salvo, Albatros ve Mir insansız deniz araçlarımız,

Ø MİLGEM Projesi kapsamında üretilen millî savaş gemileri TCG Heybeliada, Büyükada, Burgazada ve Kınalıada,

Ø Ve Fatih, Yavuz, Kanuni, Abdülhamid Han sondaj gemilerimizle, Türkiye gücüne güç katmaktadır.

Ayrıca Milli günlerimizde büyük eserlerin milletimize kazandırılması adeta bir gelenek haline gelmiştir.

29 Ekim’de ilk yerli ve millî elektrikli otomobilimiz TOGG, ülkemize kazandırıldı.

Bu girişimle, teşebbüsleri sekteye uğratılarak fabrikaları kapatılan Nuri Demirağ, Nuri Killigil, Vecihi Hürkuş ve Şakir Zümre’nin mirasına sahip çıkılmıştır.

 “Türkler otomobil yapamaz, yapsa da yürütemez.” diyenlere gereken cevap verilmiştir.

 “Otomobil yapıyormuşuz, hani nerede?” diyenler hayal kırıklığına uğramıştır.

Şom ağızlıların kem sözleriyle kaybedecek vaktimiz yoktur!

Türkiye bugün, dünyanın en büyük uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’lerle bilimin ve Türk gençliğinin cazibe merkezi haline gelmiştir.

 Sayın Milletvekilleri,

Yüz dört yıl önce ülkemiz, emperyalistler tarafından işgal edilmiş, ordularımız dağıtılmış, ekonomimiz çökertilmişti.

Emperyalistlerle iş birliği yapan bazı sefiller, işgalcilerden himaye dilenerek iktidarı ele geçirmeyi ummuşlardı.

Tıpkı bugün yabancı devletlerden iktidar umanların yaptığı gibi.

-Bugün “İktidar yıkılsın da nasıl yıkılırsa yıkılsın” diyenler, dün “Abdülhamit gitsin de nasıl giderse gitsin!” demişlerdi.

-Bugün Libya’da ne işimiz var diyenler, dün Trablus ve Bingazi’de ne işimiz var diyorlardı.

– “YPG bize saldırmaz” diyenler, o gün Hınçak-Taşnak ve Pontusçu çeteler için de aynısını düşünüyorlardı.

-Dün “Edirne’yi Enver alacağına Bulgar alsın” diyorlardı. Bugün “Sınırımızda PYD olsun” diyorlar.

-Bugün “Otomobil yapıyormuşuz, hani nerede?” diye soranlar, dün “Türkler otomobil yapamaz” diyenlerin ahfadıdır.

-Bugün “Türkiye’de can ve mal güvenliği yok, yatırım yapmayın” diyenlerin; dün, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş ve Nuri Killigil’in girişimlerine engel olanlardan farkı yoktur.

-Dün manda ve himayeyi savunanlar, bugün ittifak halinde “İktidara gelirsek Avrupa Birliği’nin Türkiye hakkındaki bütün kararlarını derhal uygulayacağız” diyerek Brüksel’e selam durmaktadırlar.

Bunlar millete değil yabancı devletlere taahhüt vermektedirler.

-Bugün “Türkiye, Suriye’de nüfus mühendisliği yapıyor” diyenler, Hatay’ın anavatana katılmasına da kesinlikle karşı çıkarlardı.

-Bugün “Türkiye’nin bir beka sorunu yok” diyenler, dün Samsun’daki ilk adımı, Amasya, Erzurum ve Sivas’taki bağımsızlık çağrısını da gereksiz, hatta zararlı bulacaklardı.

– Türk ordusunun kimyasal silah kullandığı iftirasını atan hainler, dün Kuvayı Milliye’ye de alçakça iftiralar atmışlardı.

Kahraman ordumuza defalarca katil ve satılık diyen güruh, Taksim’deki saldırıyı devletin planladığını ima ederek teröristlere kalkan olmaktadırlar.

Türkiye; Rusya-Ukrayna Savaşı’nda arabuluculuk üstlenerek dünyaya barışçı  diplomasi dersi veriyor, bunlar ABD ve AB’nin istekleri doğrultusunda hareket etmeyi tavsiye ediyorlar.

Türkiye, savunma sanayinde 21.Yüzyıla damga vururken, bunlar “Tank, top, İHA, SİHA, Vur, Öldür, kahramanlık türküleri…” diyerek Kandil’in ağzıyla konuşuyorlar.

Askerimize Libya’da ‘lejyoner’, Suriye’de ‘işgalci’ diyenler “Türkiye Doğu Akdeniz’i geriyor” diyerek düşman ağzıyla konuşuyorlar.

Politikalarını yabancı ülkelerden atanan siyasi komiserlere emanet edenleri milletimiz ibretle izliyor.

Aklını ve vicdanını yabancılara ipotek ettiren bu siyasi rehinelere Türk Milleti geçit vermeyecektir.

Kendini ve ülkesini küçük görüp, Batıya bakmaktan boynu tutulan mandacılara milletimizin tahammülü kalmamıştır!

Muhterem Milletvekilleri,

Küresel krizler; Kovid 19 Salgını, iç çatışmalar ve savaşın etkisiyle ivme kazanmıştır.

Salgın nedeniyle tüm dünyada kamu maliyeleri bozulmuş, bütçe açıkları, borçluluk, işsizlik ve enflasyonda yüksek artışlar olmuştur.

 Gelir eşitsizliği artmış, yoksulluk daha da belirginleşmiştir.

Küresel ekonomide Rusya-Ukrayna Savaşı ile derinleşen belirsizlik, enerji ve gıda kriziyle tedarik zincirlerinde ciddi sorunlara yol açmıştır.

Birçok ülke son 50 yılın en yüksek enflasyonuyla yüzleşmektedir.

Yüksek enflasyon sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde önemli bir sorun olmaya devam etmektedir.

(Küresel enflasyonun, 2021’deki yüzde 4,7 seviyesinden 2022’de yüzde 8,8’e yükseleceği, 2023’te ise yüzde 6,5’e gerileyeceği tahmin edilmektedir.)

Taşımacılık maliyetleri ve emtia fiyatlarında gözlenen olumlu seyre rağmen küresel enflasyon, artış eğilimini sürdürmektedir.

Bu durum dünya genelinde finansal sıkılaşmayı arttırmakta, ekonomik faaliyetleri sınırlamaktadır.

Avrupa’da derinleşen enerji krizi, ABD ve AB’de sıkılaşan mali koşullar nedeniyle artan durgunluk küresel ekonomi için olumsuz bir tablo çizmektedir.

Küresel ölçekte 2023 yılına ilişkin büyüme tahminleri, önceki yıllara göre önemli ölçüde aşağı yönde güncellenmiştir.

IMF 2022 yılı büyüme beklentisini 4,4’ten 3,2 ye düşürmüştür. 2023’teki büyüme oranlarının yüzde 2,7’ye düşeceği tahmin edilmektedir.

(OECD’nin 2022 Yılı büyüme beklentisi yüzde 3, 2023 yılı için yüzde 2,2’dir.)

 Dünyada hal böyleyken;

Türkiye; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yönetimde sağladığı istikrar ile krizleri bertaraf ederek diğer ülkelerden pozitif yönde ayrışmıştır.

Türkiye; yatırım, büyüme, ihracat ve istihdamda gösterdiği güçlü performansla küresel ekonomik krizlerin yıkıcı etkilerini en az hasarla atlatan ülkelerden biri olmuştur.

Dünya ekonomisinin yüzde 3,3 daraldığı, OECD(o-i-si-di) ülkelerinin yüzde 4,5, AB ülkelerinin yüzde 6 küçüldüğü 2020 yılında, Türkiye yüzde 1,8 büyümeyi başarmıştır.

2021 yılında yüzde 11,4 ile son 50 yılın en yüksek büyüme hızına ulaşmış, AB ve OECD(o-i-si-di) ülkelerinden iki kat daha fazla büyümüştür.

2022’nin;

  • İlk çeyreğinde yüzde 7,5,
  • İkinci çeyreğinde yüzde 7,6,
  • Üçüncü çeyrekte yüzde 3,9 oranlarla başarılı büyüme performansını sürdürmüştür.

        9 çeyrektir kesintisiz büyüme sürecimiz devam etmektedir.

G 20 ülkeleri içinde en iyi büyüme performansı gösteren ülkelerin başında geliyoruz.

IMF ve OECD gibi uluslararası kuruluşlar ülkemizin 2022 büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etmişlerdir.

Orta Vadeli Program kapsamında öngörülen yüzde 5’lik büyüme hedefine ulaşarak, 2022’de dünyada en güçlü büyüyen ülkelerden biri olacağımıza inanıyoruz.

(2022’nin üçüncü çeyreğinde de ihracatımız, büyümenin yarısından fazlasını oluşturarak ekonomimizin itici gücü olmuştur.)

Ocak-Kasım dönemi 11 aylık ihracatımız yüzde 14 artışla 231 milyar dolara yükselmiştir.

Aynı dönemde ithalatımız ise yüzde 36,6 artışla 331 milyar olmuştur.

(11 aylık dış ticaret açığı yüzde 153,6 artışla 99,8 milyar dolara çıkarken, dış ticaret hacmi  %26,3 oranında artarak 562 milyar 347 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.)

Bu dönemde, ithalatta ve dış ticaret açığında meydana gelen artışların ana sebebi küresel ölçekte gerçekleşen enerji ve emtia fiyat artışları olmuştur.

(Kasım ayında enerji ithalatımız yüzde 17,4 artışla 7,7 milyar dolara yükselerek toplam ithalatımızın dörtte birini oluşturmuştur.

Enerji ve altın hariç ihracatımızın ithalatı karşılama oranı yüzde 100,8’dir.)

Ekonomimizdeki büyüme, yatırım ve ihracat odaklı güçlenmenin pozitif etkilerini istihdamda da görmekteyiz.

Türkiye, OECD üyeleri arasında salgın öncesi döneme göre istihdamını en fazla arttıran ülke olmayı başarmıştır.

2021 yılında bir önceki yıla göre, toplam istihdam salgın sonrası güçlü toparlanmanın etkisiyle 2 milyon 102 bin kişi olmuştur.

Salgın öncesi döneme kıyasla toplam istihdam yaklaşık 2 milyon 6 yüz bin kişi artmış, 2022 yılı Eylül ayı itibariyle toplam istihdam seviyesi 30 milyon 867 bin kişiyle tüm zamanların zirvesine ulaşmıştır.

İşgücüne katılımdaki artış sürerken, işsiz sayısındaki azalış belirgin hale gelmiştir.

2022 yılı genel işsizlik oranının yüzde 10,8 olması beklenmektedir.

Muhterem Milletvekilleri,

Enerji tedariki ve arz güvenliği, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle küresel gündemin en önemli başlıklarından biri olmuştur.

Rusya, ABD ve Avrupa Birliği’nin karşılıklı yaptırım kararları; küresel ölçekte siyasi, iktisadi ve sosyal krizler yaratmıştır.

Enerjinin güvenli iletimi ve dışa bağımlılığın azaltılması her ülke için stratejik bir hedefe dönüşmüştür.

Türkiye, gıda ve enerji krizine çözüm odaklı yaklaşımıyla öne çıkmış, enerji jeopolitiğinde önemli bir avantaj kazanmıştır.

Türkiye, aynı zamanda bu krizlerde aldığı inisiyatifle arz ve fiyat sorunlarının seyrini olumlu yönde etkileyerek, küresel ekonomiye katkı sağlamıştır.

Birçok ülke enerji darboğazıyla boğuşurken, Türkiye gelecek yüzyıllara damga vuracak enerji politikalarını adım adım uygulamaktadır

Karabağ’ın işgalden kurtarılmasıyla stratejik bir enerji güzergahı olan Güney Kafkasya istikrara kavuşmuştur.

Türk Devletleri Teşkilatı 2040 Vizyon Belgesi ekseninde ivme kazanan iktisadi girişimler, enerjinin gelecek yüzyıllarını şekillendirmektedir.

Nükleer, hidroelektrik, güneş ve rüzgar enerjisinde büyük çaplı yatırımlarımız, doğalgaz ve petrol keşifleriyle perçinlenmiştir.

Sismik araştırma ve sondaj gemilerimiz Karadeniz’de ve Akdeniz’de başarılı çalışmalarını sürdürmektedir.

Sakarya Gaz Sahası’nda keşfedilen 540 milyar metreküplük doğal gazı denizden karaya nakledecek 170 kilometrelik boru hattı tamamlanmıştır.

Cumhuriyet tarihimizin en büyük projelerinden biri olan doğalgazın 2023 yılının ilk çeyreğinde evlere ulaşması planlanmaktadır.

Muhterem Milletvekilleri,

Küresel ekonomik krizlerin ülkemiz üzerindeki olumsuz etkileri, sanayimizde kesintisiz bir şekilde dönen çarklarla büyük ölçüde bertaraf edilmiştir.

“Ülkede tek fabrika kurulmadı” yaygarası koparanlar ekonomik büyümemizin itici gücü olan sanayi sektöründeki pozitif göstergeler karşında üç maymunu oynamaktadır.

Küresel ekonomideki durgunluğa rağmen sanayi üretimimizde artış devam etmektedir.

Sanayi üretimi, pandemi sonrası yüksek seviyelerini korumakla birlikte, 2022 yılının ikinci çeyreğinde ekonomideki yüzde 7,6’lık büyüme oranına yüzde 1,7 puan katkı yapmıştır.

Sanayimizdeki bu pozitif ivmenin en önemli itici güçlerinden birisi Organize Sanayi Bölgeleri olmuştur.

Ülkemizde organize sanayi bölgelerinin sayısı 379’dur. Kısa zamanda bu sayı 500’e ulaşacaktır.

Toplam 75 bin fabrikamızın yaklaşık 67 bini Organize sanayi bölgelerinde üretim yapmakta ve 2,5 milyonu aşkın vatandaşımız doğrudan istihdam edilmektedir.

Organize Sanayi bölgelerinin en önemli bileşenlerinden biri de Mesleki Eğitim Merkezleri ve Meslek okullarıdır.

 “Üreten Ülke Türkiye, Güçlü Sanayi, Güçlü Ekonomi” hedeflerine ulaşmak için mesleki eğitimin teşvik edilmesi ve yaygınlaştırılması büyük önem arz etmektedir.

Son bir yılda Mesleki Eğitim konusunda çok önemli gelişmeler yaşanmıştır.

33 alanda, 182 dalda nitelikli eğitim imkanı sunan Mesleki eğitim merkezlerindeki öğrenci sayısı 1 milyon 100 bine ulaşmıştır.

Mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın gelirleri, 2022 yılının ilk on ayında 1 milyar 651 milyon liraya ulaşmıştır.

Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için önemli bir sorun olan çırak, kalfa, usta bulma sorunu, mesleki eğitimin “İş Arayan Değil İş’te Aranan Nesil” parolasıyla önemli ölçüde aşılmıştır.

Bir yandan öğrencilerimizin öğrenim süreçlerini destekleyen diğer yandan ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan mesleki eğitimde yaşanan olumlu gelişmeleri takdirle karşılıyoruz.

Muhterem Milletvekilleri,

Türkiye bir yandan küresel krizlerle mücadele yürütürken diğer yandan küresel para simsarlarının ve işbirlikçilerinin organize saldırılarıyla mücadele etmektedir.

Bir kısım zincir marketler, kartel oluşturarak fahiş fiyat artışları yaratmakta, piyasalardaki suni dalgalanmaları bahane ederek hayat pahalılığını körüklemektedir.

Öyle ki bu tekelci marketler zincirinin haddini bilmez küstah bir sözcüsü, ekonomik gerçekleri çarpıtarak yavuz hırsız misali suç bastırmaya kalkışmıştır.

Bu malum şahıs; enflasyonun dizginlendiği, petrol fiyatlarının düşüşe geçtiği, döviz kurunun yatay seyir izlediği olumlu bir süreçte temel gıda ürünlerine yaptıkları zamları meşru göstermeye çalışmıştır.

  • Keyfi fiyat artışlarıyla hayat pahalılığını körükleyen bu tekelci yapıya karşı denetimler artırılmalıdır.
  • Fahiş fiyat artışları nedeniyle kesilen para cezalarına ek olarak, kapatma ve teşhir cezaları caydırıcı bir seçenek olarak değerlendirilmelidir.
  • İlk üretimden son zincire kadar kurdukları kartel yapıyla ekonomik gücünü ülkesine ve vatandaşımıza karşı silah olarak kullananlardan adli ve idari olarak hesap sorulmalıdır.
  • Bu işbirlikçilerin küresel bağlantıları ve başta FETÖ olmak üzere terör örgütleri ile iltisakı araştırılmalıdır.

Unutulmasın ki Türkiye; kriz fırsatçılarına, faiz lobilerinin döviz operasyonlarına ve küresel tefecilere asla geçit vermeyecektir.

“Bittik, tükendik, mahvolduk” söylemleriyle milletimizi karamsarlığa sürüklemeye çalışanlar hayal kırıklığına uğrayacaktır.

Döviz kuru, faiz ve fiyatlar genel düzeyindeki dengesizlikler üzerinden manipülasyon üretenlerin oyunları büyük ölçüde boşa çıkarılmıştır.

Bu kapsamda;

  • Sanayicilere, çiftçilere, ihracatçılara, turizmcilere, yatırımcılara, esnaf ve sanatkârlarımıza çok önemli desteklemeler yapılmıştır.
  • Asgari ücretteki vergiler tamamen kaldırıldı. Tüm çalışanlar kapsama alınarak ücretlerin asgari ücret kadar olan kısmı vergi dışı bırakıldı.
  • Salgının vatandaşımıza etkisini sınırlandırmak ve enflasyonla mücadeleye katkı sağlamak amacıyla 2021’de 154,2 milyar 2022 yılında 276,8 milyar liralık vergi gelirinden vazgeçilmiştir.
  • 2022 yılında yaklaşık 7 bin ticari işletmeye 71 milyar TL kredi ve 61 milyar TL’lik kefalet imkanı sağlanmıştır.
  • (Döviz kuru dalgalanmaların önüne geçerek finansal istikrarı tahkim etmek amacıyla Kur Korumalı TL Mevduat ve Katılma Hesapları (KKM) uygulamasına geçilmiştir. )
  • Küresel fiyat artışlarının vatandaşlarımıza olumsuz yansımasını azaltmak için doğalgaz ve elektrikte kademeli fiyat uygulamasına geçilmiş ve sübvansiyonlar sağlanmıştır.
  • Uygulanan vergi politikası ile temel gıda ürünlerinden alınan KDV oranları düşürülmüştür.
  • Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı sosyal konut kampanyası başlatılmıştır. Konut kira artışları sınırlandırılmıştır.
  • Öğrenci kredi borçlarının faizleri silinmiştir.
  • Alınan tedbirler sayesinde, fahiş fiyat artışlarıyla piyasa dengesini bozmaya tevessül eden kriz fırsatçılarına göz açtırılmamıştır.
  • Vatandaşlarımızın cebine göz diken enflasyon büyük oranda dizginlenmiştir.
  • Enflasyondaki asimetrik artışın refah seviyesinde yol açtığı kayıpları önlemek için, asgari ücret, memur maaşları, emekli maaşları ve sosyal yardımlarda önemli artışlar yapılmıştır.
  • 3600 ek gösterge sorunu çözülmüş, çok sayıda meslek grubunun emekli maaş ve ikramiyeleri arttırılmıştır.
  • İnşallah, önümüzdeki haftalarda EYT meselesi ve kamuda çalışan sözleşmelilerin kadroya geçmesi konuları da çözülerek tamamen gündemden çıkarılacaktır.

Değerli Milletvekilleri, aziz Türk Milleti!

Türkiye, özellikle son yıllardaki büyük hamleleriyle kurumsal kapasitesini ve organizasyon yeteneğini artırmıştır.

Türkiye, yönetim sisteminde, diplomaside, ekonomide, savunma sanayinde ve teknolojide insanı merkeze alan bir anlayışla küresel ve bölgesel düzeyde örnek bir güçtür.

Güçlü sanayi altyapımız, yetişmiş iş gücümüz, yeniliklere hızlı uyum sağlama kapasitemizle aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.

21.Yüzyıl Türk ve Türkiye Yüzyılı olacaktır!

Bu düşüncelerle Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2023 yılı bütçesine olumlu oy vereceğimizi ifade ediyor, bütçenin ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce heyetinizi ve büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum.”